7068 Sayılı Kanun Kapsamında “Meslekten Çıkarma” Ve “Devlet Memurluğundan Çıkarma” Cezalarının Birbirinden Farkları
7068 Sayılı Kanun Kapsamında “Meslekten Çıkarma” Ve “Devlet Memurluğundan Çıkarma” Cezalarının Birbirinden Farkları ve Bu Cezaların Verilmesi Halinde Hak Kaybı Yaşanmaması İçin Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:
Av.İsmail Cem Kirenci
1/6/20264 min oku


7068 Sayılı Kanun Kapsamında “Meslekten Çıkarma” Ve “Devlet Memurluğundan Çıkarma” Cezalarının Birbirinden Farkları ve Bu Cezaların Verilmesi Halinde Hak Kaybı Yaşanmaması İçin Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:
Disiplin hukukunda, özellikle genel kolluk personeli söz konusu olduğunda, "Meslekten Çıkarma" ve "Devlet Memurluğundan Çıkarma" müesseseleri, isim benzerliği nedeniyle hem personel hem de bazen uygulayıcılar tarafından birbiriyle karıştırılmaktadır. Oysa bu iki yaptırım, dayandığı kanun maddelerinden hukuki sonuçlarına kadar tamamen farklı rejimlere tabidir. Uygulamada disiplin savunması yapılırken veya idare mahkemelerinde iptal davası açılırken bu iki kurumun karıştırılması; yanlış kanun maddelerine dayanılmasına, eksik savunma yapılmasına ve neticede telafisi imkansız hak kayıplarına yol açmaktadır. Bir kolluk görevlisinin sadece kendi teşkilatından mı ilişiğinin kesildiği, yoksa bir daha hiçbir kamu kurumuna girmemek üzere "kamu görevlisi" sıfatını mı kaybettiği hususunun net olarak ayırt edilmesi, stratejik bir savunma kurgusunun temel taşıdır.
“Meslekten Çıkarma” ve “Devlet Memurluğundan Çıkarma” Cezalarının Hukuki Nitelikleri ve Sonuçları Bakımından Birbiri ile Karşılaştırılması:
Hukuki niteliği bakımından Meslekten Çıkarma, 7068 sayılı Kanun uyarınca personelin emniyet, jandarma veya sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere mesleki sıfatını kaybetmesidir. Bu cezanın sonucunda kişi "polis", "jandarma" veya "sahil güvenlik personeli" olma hakkını kaybeder ancak genel memuriyet hakları (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) devam eder; yani başka bir kamu kurumunda düz memur olarak çalışma imkanı teorik olarak mevcuttur. Buna karşın Devlet Memurluğundan Çıkarma, personelin bir daha hiçbir devlet kurumuna atanmamak üzere memurluk statüsünün tamamen sona erdirilmesidir. Bu yaptırım, kişinin anayasal bir hak olan kamu hizmetine girme hakkını süresiz olarak elinden alan, meslekten çıkarmaya oranla çok daha ağır ve kapsayıcı bir "statü dışı bırakma" işlemidir.
“Meslekten Çıkarma” Cezasına Sebep Olan Eylemler ve “Devlet Memurluğundan Çıkarma” Cezasına Sebep Olan Eylemler:
Meslekten çıkarma cezasına sebebiyet veren disiplinsizlikler, 7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 6. fıkrasında; iffetsizlik, siyasi partiye üyelik, kumar oynamak, rüşvet almak veya görevde uyuşturucu madde kullanmak gibi mesleğin onur ve haysiyetiyle bağdaşmayan fiiller olarak tahdidi bir şekilde sıralanmıştır. Öte yandan, Devlet memurluğundan çıkarma cezası için 7068 sayılı Kanun'un 9. maddesi, doğrudan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na atıf yapmaktadır. Bu atıf gereği; terör örgütleriyle eylem birliği içinde olmak, ideolojik amaçlarla kamu hizmetini engellemek, yasaklanmış yayınları dağıtmak veya yüz kızartıcı bir suçtan hüküm giymek gibi 657 sayılı Kanun m. 125/E’de düzenlenen fiiller, kolluk personeli için de devlet memurluğundan çıkarma sonucunu doğurur.
“Meslekten Çıkarma” Cezasını ve “Devlet Memurluğundan Çıkarma” Cezasını Vermeye Yetkili Kurullar:
Bu ağır cezaların verilmesinde yetki, disiplin amirlerinden alınarak kolektif karar verme mekanizması olan kurullara bırakılmıştır. Meslekten çıkarma cezası; personelin görev yaptığı yere göre İl Disiplin Kurulu, Eğitim ve Öğretim Kurumları Disiplin Kurulu veya Emniyet/Jandarma/Sahil Güvenlik Genel Müdürlüğü Merkez Disiplin Kurulu tarafından verilir. Ancak Devlet memurluğundan çıkarma cezası, yaptırımın ağırlığı ve tüm kamu personel rejimini etkilemesi nedeniyle, personelin bağlı bulunduğu bakanlığın (İçişleri Bakanlığı) Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilmektedir. Yetkisiz bir kurul tarafından verilen ceza, idari yargıda "yetki unsuru" yönünden doğrudan iptal sebebidir.
“Meslekten Çıkarma” ve “Devlet Memurluğundan Çıkarma” Cezalarının Diğer Disiplin Cezalarından Ayrıldığı En Önemli Nokta; Sözlü Savunma Hakkı:
Bu iki ceza türünü diğer disiplin cezalarından ayıran en kritik usul kuralı, personelin "Disiplin Kurulunda Sözlü Savunma Yapma Hakkı"dır. 7068 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, hakkında çıkarma cezası istenen personel, yazılı savunmasının yanı sıra kurul huzurunda bizzat veya vekaletname verdiği bir avukat aracılığıyla sözlü savunma yapabilir. Bu aşamada tanık dinletilmesi, delillerin kurula doğrudan sunulması ve dosyadaki eksikliklerin sözlü olarak dile getirilmesi mümkündür. Çıkarma cezalarına özel bu etkin savunma usulü, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Profesyonel bir avukat yardımıyla kurul üyelerine yapılacak hukuki hitabet ve dosyadaki şüphelerin izahı, çoğu zaman yazılı savunmanın veremediği etkiyi yaratarak cezanın reddini veya alt sınıra çekilmesini sağlayabilmektedir.
“Meslekten Çıkarma” ve “Devlet Memurluğundan Çıkarma” Cezalarına Karşı İptal Davası Açılması:
Disiplin kurulu kararıyla cezanın kesinleşip personele tebliğ edilmesinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde İdare Mahkemesi’nde iptal davası açılması gerekmektedir. Mahkeme bu süreçte, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka uygunluğunu denetler. Özellikle "yürütmenin durdurulması" talepli açılan davalarda mahkeme, işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunu ve uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğacağını tespit ederse, dava sonuçlanana kadar personelin görevine dönmesine karar verebilir. Davanın kazanılması (iptali) durumunda personel, ceza nedeniyle mahrum kaldığı tüm özlük ve mali haklarını geriye dönük olarak geri alma hakkına sahip olur.
